Parti ve Devrim Şehitleri, Sosyalist Halk Savaşımızda Yaşıyor!

176 Nolu Açıklama

                                          Dünya ve Türkiye-Kuzey Kürdistan’ın

           Değişik Ulus ve Azınlıklardan, İnanç ve Cinslerden Emekçi Halklarına!

İnsanlığı sarmalayan kölelik zinciriyle birlikte insanlığın ezene karşı mücadelesi günümüz biçimlerine evirilerek geldi, Bu mücadele komünizme kadar da sürecek. Her tarihsel gelişme, ezilen ve sömürülen sınıfların, barbar ve sömürücü ezen sınıf iktidarlarına karşı verdikleri dişe diş mücadeleler tarafından ileri taşınmıştır. Başta kadınlar olmak üzere ezilen cinsel kimlikler, çeşitli inançlar, ezilen uluslar, yoksul köylülük, işçi sınıfı ve çeşitli düzeylerdeki önderlerinin ekonomik, demokratik, devrimci siyasi kategorilerde vücut bulan sınırsız-sınıfsız-sömürüsüz özgür toplum mücadelesi tarihsel koşullara göre biçimlenerek bugünlere kadar gelmiştir. Mazlumların alın teri, kanı ve canı pahasına ödediği bedeller bu tarihsel gelişmenin tayin edici motoru olmuştur; hiç kuşkusuz ki ağır bedeller ödenmeden bütün bu gelişmeler de kaydedilemezdi. Her tarihsel gelişmeyi en küçük zerresine kadar halkların eşsiz direnme ve kazanma azmi, kahraman mücadelesi nakşetmiştir.

Ezen ezilen mücadelesinin tüm süreci boyunca toprağa düşen şehitlerimiz stratejik değişim dinamiği olarak bizlere önemli miraslar bırakmıştır. Halklarımızın önder kahramanları sadece direnmeyi değil aynı zamanda devrimci savaşı yükselterek zaferler kazanmayı da biz ardıllarına öğretmiştir. Bu bilinçle proletarya ve emekçilerin doğrudan iktidar bilincinin yön verdiği silahlarımız, devrimin dilinden konuşmaya devam ediyor, edecektir de. Devrim tarihimizi şehitlerimizin kanıyla yazdık kanla yazmaya devam ediyoruz. Biliyoruz ki kanla yazılan tarih asla silinmez. Şehitlerimiz, insanlığın sınırsız-sınıfsız-sömürüsüz dünyasına kadar onur abideleri olarak kavga bayraklarımızda yaşayacaktır.

Komünistler, tarihin bir silah haline getirilmesini öngörürler. Enternasyonel proletaryanın komünist önderleri ve öğretmenleri Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao yoldaşlar şahsında tüm dünya devrim şehitlerini, Türkiye- Kuzey Kürdistan devrimci hareketi önderlerinden 15 Haziran 1915’de İstanbul’da asılarak katledilen Ermeni sosyalistleri ‘’Paramaz’’ Sarksiyan ve 19 Yoldaşını, Mustafa Suphi ile birlikte 15’leri, Deniz Gezmiş, Sinan Cemgil, Mahir Çayan, Mazlum Doğan şahsında ölümsüzleşenleri anarken özel olarak Partimizin kurucu komünist önderi İbrahim Kaypakkaya ve parti genel sekreterlerimiz Süleyman Cihan, Kazım Çelik, Cüneyt Kahraman ve Cafer Cangöz şahsında ölümsüzleşen yüzlerce parti kadro ve militanlarımızı saygıyla anıyor, kızıl anılarını komünist coşkumuzla selamlıyoruz.

Şehitlerimiz, geleceğimizin ortak mücadeleyle kazanılmasının gerçek somut gücü ve teminatıdır. Devrim gibi, hiç bir ilerleme bedelsiz elde edilemez. Doğru ve bilimsel çizgide yürütülen mücadele ve savaş, büyük bedeller ödenerek kazanılır. Şehitlerimizin yol göstericiliğinde aşılamayacak engel ve zorluk yoktur. Türkiye- Kuzey Kürdistan’da emperyalizme bağımlı komprador tekelci kapitalist devletin faşist karakteri göz önünde bulundurulduğunda daha büyük bedeller ödemenin gerektiği yeterince anlaşılır bir durumdur. Şehitlerimizin dayandığı tek stratejik kaynak işçi ve emekçi halklardır. Önü alınamaz bir sel gibi kaynaktan beslenen hiç bir güç, taktiksel ve geçıici- dönemsel yenilgiler alsa da asla stratejik olarak yenilmez. Esin kaynağımız olan kavga şehitleri ve mücadele tarihimizden aldığımız güçle bilimsel komünizm ideolojisi, doğru program ve somuta indirgenmiş doğru ve gerçekçi bir yönelimle mücadele ısrarımızı korumaktayız. İşte bu doğru ve bilimsel çizgide sebat ederek kararlı devrimci sosyalist savaşımızda ısrar ederek mutalaka kazanacağız.

Halklarımızın önder kahramanları şehitlerimiz, tüm tarihsel kökleri ve stratejikliğiyle geçmişten bugünlere yenilgi ve zaferlerle örülen bütün gerçekliklerin bilincinde, onların devrimci ruhu ile devrim, sosyalizm ve komünizm davamıza daha bir tutkuyla sahip çıkmamızı, safları daha da sıklaştırıp kitlelerle bütünleşerek Sosyalist Halk Savaşımızı yükseltmemizi istiyor. Asla yas tutmuyor ve birer kutup yıldızı olan şehitlerimizin ideallerine ve çağrılarına yanıt olmak için büyük bir tutku ve seferberlikle ileri atılıyoruz. Kırlarda ve şehirlerde Sosyalist Halk Savaşımızın kızıl siperlerine akarak her alanda şehitlerimize layık bir duruşla bayrağı devralıyoruz. Komünizm davamızın kadın, erkek yılmaz savaşçıları, komutanları ve önder kadroları şehitlerimize bağlılık onların çizdiği kızıl güzergahta ısrar ederek nitel olarak ilerlemeyi gerektiriyor.

Bilinmeli ki doğru ve bilimsel temeller üzerinden yükselen Komünist Parti etrafında birleşmiş, tarih bilincini canlı tutan her halk, kazanmıştır. Bunun tarihteki örnekleri çoktur. Rus, Çin, Arnavutluk, Vietnam halkları böyle yaptı. Bugün Hindistan halkı da bunu yapıyor. Biz de yapacağız. O günün tarihi koşullarında, adı geçen ülkelerin hakim sömürücü sınıfları da taktik olarak güçlüydü. Devletleri, orduları, paraları vardı. Ama yenilmekten kurtulamadılar. Aynı şekilde, bugün Hindistan egemen sınıfları da tarihin çöplüğüne atılmak için sırasını beklemektedir. Onların da orduları, arkalarında emperyalist destek ve paraları var. Ancak, orduları, halk ordusu tarafından lokma lokma yutuluyor ve emperyalist destek ise artık onları yenilgiden kurtarmaya yetmeyecek.

Türkiye-Kuzey Kürdistan’da da böyle olacak. İbrahim Kaypakkaya yoldaş bunun için sınıf ve halkı gerçek kurtuluşa götürecek kızıl bir özgürlük ve kurtuluş meşalesi yaktı. O günden beridir Kaypakkaya’nın açtığı çığırda ilerleyerek yürüyoruz; vurduk-vurulduk, yendik-yenildik, düştük-kalktık ama kararlıca mücadele ettik, savaştık, savaşıyoruz. Tarihimiz, bu sınıf kavgasının ürünüdür. Bu kızıl kavgada, başta kurucu komünist önderimiz İbrahim Kaypakkaya olmak üzere her biri örnek alınacak birer kahramanlık abidesi olan nice önder kadro, üye, komutan, savaşçı ve sempatizan yoldaşımızı kavgada yitirdik. On’lar ülkemiz halklarının en güçlü mücadele hazinesi olarak yerlerini aldılar. Çünkü, savaşan ordunun yanı sıra bir de böyle manevi bir ordusu olan bir halk, eninde sonunda, ülkemizdeki sömürücü egemen sınıfların faşist devletini yıkarak, yenecektir. Bunu hiçbir güç engelleyemeyecektir. Engellenemeyeceğini, halk kitlelerinin evladı her şehidimizin kanlarıyla yazdıkları tarihimizle ispatlıdır.

Gelecek, tarihi yapan gerçek kahraman halk kitlelerinin mücadelesi ve onun köşe taşları olan şehitlerimize sahip çıkılarak kazanılır. Bunun içindir ki;

Tepeden tırnağa silahlanmış düşmana karşı Ali Haydar Yıldız’ın elindeki tek mavzerle başlayıp Seyfi Batarlar ile 104 saatlik destana dönüşen, Kalecik muharebesinde ele geçirilen panzerleri, komutan LenkoNasır’lar ile helikopterler düşüren, birçok karakol imha edilerek ve sayısız çatışmalarda düşmanı bozguna uğratan savaşçılığı unutma! Kentlerde düşmana kan kusturan Cemil Oka’yı, İsmail Hanoğlu’nu, İbrahim Kara’yı ve daha nice yoldaşları unutma! ‘’Sizin duvarlarınız vız gelir bize vız!’’ diyen beynimizde bilinç, yüreğimizde cesaret, bileğimizde güç olan Mehmet Zeki Şerit’i unutma! Ölüm Oruçlarında düşen Aygün Uğur ve nice kahraman yoldaşları ve 17’lerin ölümsüz anısını unutma!

Unutma; diktatörlüğün işkence hanelerinde Kaypakkaya’dan Süleyman Cihan’a, Hasan Hakkı Erdoğan’dan Ali Ekber Atmaca ve Sinan Demirbaş’a yaşatılan ve düşmana diz çöktüren kızıl direnme ruhunu! Hatırla; Ahmet Muharrem Çiçek’ten Cemgil Budak’a, düşman tarafından çepeçevre kuşatılmışken bile değil teslim olmayı, halkın tek bir iğnesini dahi düşmana teslim etmeyi aklından geçirmeksizin çatışan, mermiler bittiğinde ise ele geçmemesi için silahını kırıp vermeyen tutumu… İçeriye bubi tuzağı yerleştirerek evi terk ettikten sonra polisten önce halktan bir insanın eve gideceğini öğrendiğinde, ele geçeceğini bile bile geri dönüp tuzağı kaldırmaya çalışırken bedeni parçalanan Ali Yılmaz yoldaşı unutma…

Kaypakkaya yoldaş önderliğinde yeniden ve nitel olarak kaldırılan komünizm bayrağı ve mücadelesini çok geçmeden devralan Orhan Bakır, Nubar Yalım, Manuel Demir, Hırant Dink, İmam Boztaş ve ismini sayamadığımız nice yoldaşımızın bıraktıkları mirası unutma… 

Hatırla; Baba Erdoğan komutasında alay, karakol baskınları, hapishane duvarlarını delme azmi ve ‘’Bir Dersim yetmez hedef bin Dersim olmalı!’’ şiarıyla savaşı yeni alanlara taşımadaki politik- pratik örgütçülüğü ve önderliği ile büyüyen devrimci cüreti… İsmail Bulut’larla Artvin’de bozkırı tutuşturduğunu, Tokat’ta Tuncay Çarıkçıoğlu ve Kazım Ekici’lerle kitleselleştiğini, Bingöl’de karakol imha ettiğini! 

Asla akıllardan çıkarma; 7 Konferans delegesi 9 Yoldaş ile başlayıp Cüneyt Kahraman ve Cemal Keser tarafından devam ettirilen, en zor durumlarda tereddütsüz bir adımla öne çıkarak partiyi sahiplenişteki kararlılığı, partili sorumluluk ve önderlik bilincinin ateş hattında ciğerleri zorlayarak yerine getirilişini..!

Düzen her gün, her an köşe kapmacalık üzerinden bencilliği, bireyciliği teşvik ederken, emperyalizmin sunduğu “rahatlığı” bir kenara atıp yurt dışından ülke dağlarına akan Zeki Uygun ve nicelerinin, iki aylık çocuğunu bırakarak savaşa katılan Hasret Kaanaslan ve cumhurbaşkanı affını elinin tersiyle itip Halk Savaşçısı olan Orhan Gül’lerin fedakarlıklarıyla devrimin büyüdüğünü… Eşi siperde yaralıyken bencillik yapıp geri çekmek yerine ona telsizden “sonuna kadar dayanmalısın yoldaş, yoldaşların kurtulması senin o mevziyi tutmana bağlı” diyen komutan Solmaz Kılıç’ın halkını mutlu bir geleceğe taşıma sevdasının büyüklüğünü!

Hayati Can’dan Yeter Güzel’e zafere mahkum edilenlerin Canımız Halk Savaşına Feda Olsun şiarıyla ölümü yere çalan kahramanların kavgada bayraklaşmasını unutma ve öğren ondan…  

Zeki Şerit’ten Mehmet Kalkan’a, Emre Bilgin’den,  Mahir ve Önder’e ve onlardan da Dursun’a değin devrimci savaşta insanların düşeceği gibi yeniden ayağa kalkıp göğü fethetme ruhuyla direnip savaşarak güneşe tırmanabileceklerini…

Selahatin Doğan’dan İsmail Oral’a, Ağa Şimşek’den Okan Ünsal’a, Mehmet Demirdağ’dan Muharrem Horoz’a ve Sefagül Keskin’e uzanarak sınıf mücadelesinde ölümsüzleşen yüzlerce yoldaşı unutma ve öğren ondan…    

Meral Yakar’dan İmam Boztaş’a, Kazım Çelik’ten Hayrettin Bakış’a ve Ebru Aslan’a, İsmail Aslan’dan Ecevit Bulut ve Mehmet Demirdağ’a, Aydın Hanbayat’dan Berna Ünsal’a, Kemal Güzel’den Özlem Eker’e ve Tugay Akdemir’e kadar kesintisiz süren ve ardılları tarafından devam ettirilen ezilen milyonların büyük kavga yürüyüşünü…

TKP(ML)’den Maoist Komünist Partisi’ne Bu Tarih Bizim! diyerek komünist önder Kaypakkaya yoldaşın lafzına değil bilimsel özüne ve ruhuna sarılarak tarihimizi köklü ve bütünlüklü muhasebeye tabi tutarak her bir Maoist Komünistin kendi tarihsel süreçleriyle de bilimsel muhasebe ederek hesaplaşmasını salık veren 17’lerin bilimsel cüreti ve komünist kararlılığını. Vartinik’den Mercan’a ve bugünlere militan devrimci savaştaki ısrarın önder kahramanları ve yoldaşları unutma ve öğren ondan…

Türkiye- Kuzey Kürdistan komünist hareketinin geçmiş tarihsel süreçlerinden süzülüp gelen 15`ler, 9`lar, 10`lar, 11`ler, 13`ler ve 1. Kongre irademizin kolektif bir iradeyle seçtiği fakat düşmanın stratejik saldırısı sonucu katledilen 17`ler, Türkiye- Kuzey Kürdistan`da sınıf bilinçli proletarya ve çeşitli milliyetlerden halkların devrim, sosyalizm ve komünizm mücadelesinin baş eğmez önderleri olarak kanlarıyla yazılan tarihimizde önemle yerlerini almışlardır.     

           Türkiye-Kuzey Kürdistan’ın Her Milliyetinden Çilekeş Halkı

Bilmeliyiz ki bütün siyasi ihanetlerin tarihi, öncelikle yaratılan devrimci mirası inkar etmekle başlamıştır.

Unutma ve haykır; öğrenip-öğreterek, örgütlenip-örgütleyerek, savaşarak Partizanlar Ölmez, Yaşasın Halk Savaşı naralarıyla tetik düşürüp düşmanı onlarca kez bozguna uğratanlar senin evlatların. Boşuna değil bütün bunlar. Ülkeyi bir uçtan diğerine emperyalist efendiler için ucuz işgücü cennetine, halk için ise açlık, işsizlik, sömürü ve baskı cehennemine çeviren düzen sahiplerine karşı ülkenin bağımsızlığı, alın terinin özgürlüğü için savaştılar.

Bugün düzen sahiplerinin empoze etmeye çalıştıkları “Avrupa Birliği (AB) Rüyası” ülkeyi emperyalizmin daha insafsız bir sömürü alanına çevirerek görüntüden ibaret olan siyasi bağımsızlığı da tamamen ortadan kaldıran bir sömürgeleştirme oyunudur. Buna aldanma. Kurtuluş Avrupa, ABD veya diğer emperyalistlerde değil. Onlara karşı da verilecek olan halkın sosyalist demokrasisi ve bağımsızlık mücadelesi ile mümkündür. İşte evlatların olan şehitler, bunun ve daha ilerisi olan sömürüsüz ve baskısız bir dünya için savaştılar.

Ve yine adına ‘’demokratik çözüm, açılım, demokratikleşme’’ vb denilerek sistem içi konseptlere hapsolunan paradigmalar dayatılıp tasfiyecilik şırınga edilirken sünni Türk İslam sentezi ekseninde uluslararası emperyalist sermayenin merkezileşmesi ve yoğunlaşmasına uygun olarak tekçilik yeniden üretilmektedir. İçerisinden geçtiğimiz tekçiliğin yeniden üretimi sürecine karşı algı yönetimi ve manipülasyonlarla yaratılan ham hayallerin aldatıcı yanlarına karşı şehitlerimizin radikal- militan devrimci çizgi ve savaşıyla yarattıkları politik iktidar mücadelesindeki mirası unutma ve öğren ondan…

18 Mayıs 1977 Haki Karer, 1978 Halil Çavgun, 2 Mayıs 1983 Mehmet Karasungur ve İbrahim Bilgin, 11 Mayıs 1992 Ozan Mizgin ve Türkiye- Kuzey Kürdistan’ın yiğit evlatlarının devrimci militan savaş çizgisini unutma…

Dört parçaya bölünerek tarihi haksızlığa uğrayan Kürdistan gerçekliğine Bağımsız Birleşik Sosyalist Kürdistan şiarıyla yanıt olurken tüm tarihi haksızlıkları lanetliyor, Anadolu ve Mezepotomya’nın kadim milliyetleri ve halklarının egemenlik odaklarına karşı yürüttükleri kurtuluş ve özgürlük mücadelesinde yaşamlarını feda eden şehitlerimizden öğrenerek ilerliyoruz.

1 Mayıs 1977 Taksim şehitleri başta olmak üzere Mayıs ayının her gününde onlarca direnişin yaşandığı ve yine onlarca kahraman şehidin verildiği bir ay olduğunu asla unutma ve öğren ondan…      

Bu, senin savaşın ve onlar senin kurtuluşun için yaşamlarını seve seve feda eden şehitlerin… Kiminiz evlatlarınızı verdiniz bu kavgaya, kiminiz kapınızı açtınız, yokluklar içinde yaşarken aşınızı-ekmeğinizi paylaştınız, katkılarda bulundunuz. Emeğiniz büyük. Buna gerektiği gibi layık olmak bizim boynumuzun borcudur! Sen de bilmelisin ki kurtuluş için daha fazla çaba, daha çok katkı ve bizzat partin önderliğinde örgütlenerek mücadele etmen şart!

          Yoldaşlar;

Parti ve Devrim Şehitlerimizi bir kez daha andığımız Mayıs ayında yarınları kazanma yürüyüşünde onların devrimci cüreti, feda bilinci, derin halk sevgisi, büyük sınıf kinleri ve kararlılıklarıyla kalplerimizi ve beyinlerimizi dolduralım, daha fazla örgütlenelim-örgütleyelim, savaşalım ki devrim, sosyalizm ve Komünizm yakınlaşsın! Parti ve Devrim Şehitleri, Sosyalist Halk Savaşı stratejisi temelinde sistemi aşan devrimci militan çizgi ve savaşa çağırıyor.

Parti 3. Kongremizle komünizm bilimi ve ideolojimizin bir eylem kılavuzu olarak yaşayan canlı ruhu olan somut koşulların somut tahlili prensibinden hareketle oldukça önemli ve temel meseleleri ele alıp güncelledik. Kurucu komünist önderimiz Kaypakkaya yoldaşın temel tezleri, doğru ve blimsel metodu üzerinden yükselerek güncellediğimiz görüşler; işçiler, emekçiler ve tüm ezilenlerin kurtuluş manifestosudur. Bu bilinçle komünist önder Kaypakkaya yoldaş şahsında bilim, kültür ve siyaset akademileriyle devrimci mücadelenin ideolojik siyasi araçlarını da hayata geçirme yönelimini belirledik. Kongremiz, bilgiyi üretme ve devreye sokmanın onlarca aracından birinin de akademiler olduğu gerçeğinden hareketle bunun önemle ele alınarak tesis edilmesini önüne görev olarak katmıştır. Bu halkada temel referansımız devrim, sosyalizm ve komünizme gidişte çok fazla kültür devrimlerine gereksinimin olduğu ve geçmişin alışkanlıklarının aşılması, günümüz ve geleceğin teorik ve pratik somut ve gerçekçi olarak örgütlenmesi ve gerçekleştirilmesi için zihniyet olarak devrimlerin gerçekleştirilmesidir. Bu anlamda böyle bir felsefi ve politik teorik bakış açısı içerisinde akademi, doğru ele alınmalı ve kavranmalıdır. İşte komünist önder Kaypakkaya yoldaşın öncelikle devrimci politik metodu, ideolojik politik çözümlemeleri, Türkiye- Kuzey Kürdistan devrim toprağının yeşermesi için stratejik önemdeki değerinden kaynaklı akademiler eksenli yönelimimizle Kaypaakkaya özgünlüğündeki komünist ideolojik, teorik, politik kopuşun derinleşmesi ve ilerletilmesi yolunda akademiler görevini işlevselleştirmek için harekete geçmiş bulunuyoruz. Kaypakkaya şahsında tüm Parti ve Devrim Şehitlerimizin bıraktıkları miraslar üzerinden devrimci temelde teorik pratik ilerleyişimiz sürecektir.             

Şehitlerimiz; Sosyalist Halk Savaşımızda karamsarlığı ve umutsuzluğu, kendiliğindenciliği ve zorlukları nasıl ve hangi biçimlerde aşarak ilerlememiz gerektiğinin en önemli öğretmenleridir. Bilumum tasfiyeci, düzen içi reformist sağ akıma karşı militan devrimci çizgide ısrarın adıdır Onlar.

Parti ve Devrim Şehitlerimizi anarken, onların ideallerine bağlı kalarak Sosyalist Halk Savaşını sınıfsız-  sınırsız- sömürüsüz yeni bir dünya yaratmak için asla bedel ödemekten ve ödetmekten geri durmayacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz. Şehitlerimizin ideolojik, politik, örgütsel ve askeri olarak yol gösterdiği güzergâhta onlara bağlılık, proletarya ve emekçilere tam bir adanmışlık içinde savaşma kararlılığımızı yineliyoruz.

Şehitlerimizden aldığımız güçle Türkiye- Kuzey Kürdistan’da proletarya ve emekçiler ile birleşip Partimiz Maoist Komünist Partisinin ideolojik politik çizgi ve önderliğinde bütünleşerek Sosyalist Halk Savaşına katılalım…

Mayıs’ın direngenliği ve kızıllığını, bugünde her alandaki mücadele ve devrimci savaşımızda yaşatarak ilerletelim.    

Parti ve Devrim Şehitlerimiz Yaşayan Savaş Siperlerimizdir!

Kurucu Komünist Önderimiz İbrahim Kaypakkaya Yoldaş Ölümsüzdür!

Şehit Namırın!

Halkı İçin Yaşamlarını Feda Edenler, Halkın En Değerli Varlıklarıdır!

Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi!

Yaşasın Marksizm-Leninizm-Maoizm!

Yaşasın Sosyalist Halk Savaşı!

Yaşasın Partimiz Maoist Komünist Partisi ve Önderliğindeki

Partizan Halk Güçleri- Halk Kurtuluş Ordusu, Maoist Gençlik Birliği, Maoist Kadınlar Birliği!                             

                                                                         Maoist Komünist Partisi

                                                                  Merkez Komitesi- Siyasi Büro

                                                                                  18 Mayıs 2015