KIZILDERE HALKLARIN BİRLEŞİK DEVRİM HAREKETİ’NİN ÖZÜDÜR

Bir devrim ancak uğruna hayatını ortaya koyanların omuzlarında yükselir. Bir devrimci ancak savunduğu dava uğruna her şeyini feda edebileceğini gösterdiği oranda emekçi yığınlar tarafından sahiplenilir. Sözü ile özü, teorisi ile eylemi birbirini tutmayanın adı da, yeri de yoktur işçi-emekçi-halkların bilinç ve gönül dünyasında. “71 Silahlı Kopuşu” önderleri Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya başta olmak üzere tüm yoldaşlarının temel farkı burada yaratıyor. Sözleri ne ise özleri oydu. Teorileri ne ise pratikleri oydu.

“71 Silahlı Kopuşu”nun kahramanları tam da bu özellikleriyle birer devrim önderi oldular. Emekçi halklarımızın bilincine kök saldılar. Kendilerinden sonra gelişen birleşik devrime yön verdiler.

Denizler yakalanıp idamla yargılandığında, Sinanlar Nurhak’ta toprağa düştüler. Mahirler ise Kızıldere’de, siper yoldaşlığının, ölümüne yoldaşlığın en aşılmaz örneklerinden birini sergileyerek ölümsüzlüğe yürüdüler.

27 Mart 1972’de Mahir, Cihan ve yoldaşlarından oluşan bir gerilla birliği Ordu-Ünye’deki NATO’ya bağlı Radar Üssü’ne sızarlar sessizce ve üç İngiliz teknisyeni tutsak alırlar. Amaçları bu tutsak İngiliz teknisyenlere karşı Deniz, Yusuf ve Hüseyin’i almaktır. Gerillalar, tutsaklarıyla birlikte hızla hareket ederek, Tokat-Niksar’a bağlı Kızıldere köyüne gelirler.

Gerillaların Kızıldere’de olduğunu duyan jandarma, MİT ve diğer silahlı birlikleriyle devlet köyü kuşatmaya alır, başlar ev ev aramaya. Yerleri keşfedilir. Çatışma sert ve amansızdır, yerleri dar ve korunaksız. Faşistler, dört bir yandan bombaları, tüfekleri, roketleriyle saldırır. Çatışma bittiğinde Cihan Alptekin, Mahir Çayan, Ömer Ayna, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Saffet Alp, Hüdai Arıkan, Sinan Kazım Özdoğru, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz katledilmiştir.

Kızıldere, Türkiye ve Kürdistan devrimci hareketlerine ışık tutan, bir politik müdahaledir. Kızıldere, Halkların Birleşik Devrim Hareketi’nin özüdür. Kızıldere, “71 Silahlı Kopuşu’nun yarattığı, burjuva düzenden kopuş ve düzene karşı yürütülecek uzlaşmaz mücadeledir.
Kızıldere, “Teslim ol” çağrılarına “Biz buraya teslim olmaya değil, ölmeye geldik” cevabını veren, Mahir’dir. Mevcut rejimin karakteri faşizmdir ve asla teslim olunmayacaktır. Silahlı mücadele bir zorunluluktur. Tek yol vardır, o da devrimdir. Devrim bedel ödemektir, hangi düzeyde, hangi pozisyonda görev alınırsa alınsın, düşman karşısında, zafer dışında bir konumlanış söz konusu bile değildir.

Kızıldere’nin üzerinden tam 52 yıl geçti. Kızıldere, yalnızca bir anma gününden ibaret değildir. Türkiye ve Kürdistan birleşik devrimine giden yolun bizzat kendisidir. Milyonlarca ezilen işçinin-emekçinin-halkın kurtuluş düşünü gerçek kılacak savaş-savaşçı çizgisidir. Siper yoldaşlığının en kopmaz bağlarla inşa edilişinin pratiğidir.
Onlar Kızıldere’nin kan çiçekleri, devrimci mücadelenin önderleri, Birleşik Devrim’in rehberleri, siper yoldaşlığın en güçlü örnekleridir.
Halkların Birleşik Devrim Hareketi, devrimci çizgisini ve yoldaşlık anlayışını Kızıldere direniş ruhundan almaktadır. Kanla ve canla yakılan devrim ateşini zafere kadar harlamaktadır. Birleşik Devrim’i gerçek kılacak siper yoldaşlığını yaratmaya devam etmektedir. Denizlerin, Mahirlerin, İbrahimlerin, Mazlumların öncülüğünde ardıllarını yaratmaktadır. Onların başlattığı devrim yürüyüşünü zafere ulaştıracak, faşizmi alaşağı edeceğiz.
Kızıldere’nin 52. yılında, ölümsüzleşen önderlerimizi ve yoldaşlarımızı saygı ve sevgiyle anıyor, selamlıyoruz.

KIZILDERE SAVAŞÇILARI ÖLÜMSÜZDÜR!
KIZILDERE RUHUYLA FAŞİZMİ YENECEĞİZ!
FAŞİZME KARŞI İLERİ! DAHA İLERİ!
HBDH Yürütme Komitesi
30.03.2024